Sessiz Eda
Bazen düşünüyorum, anılarım geçiyor gözümün önünden, fakat eskisi kadar iyi hatırlayamıyorum. Sanırım iyi kötü ne varsa hepsini unutmak için uğraşmamla alakalı.
Bir keresinde senden önce uyanmıştım. Başımı elime yaslayıp seni izliyordum. Sanki son defa görürmüşcesine. Uyanıp küçük bir tebessüm etmiştin. Elimi elmacık kemiğinin oraya götürmüştüm.. Bir keresinde de akşam vaktiydi. Yine bir sigara yakmıştım. ''Çok sigara içiyorsun'' demiştin. Öyle bir bakıyordun ki başka şans bırakmıyordun. Sanırım bu gece kalbim yine parçalı bulutlu. Ve tekrardan memnuniyetle bu gece kalbimi senin için kıracağım.
İnanır mısın bilmem ama sana asla kırgın olmadım. Seni bu kadar değişmek zorunda bırakanlara kırgındım. Ama komik olan şuydu kırılmış olan sendin fakat kurtarılması gereken kişi bendim. İçinde ki saf narin ruhu hissettim her zaman. Kibar ve naif. Çok nadir zamanlarda görüyordum onları. Saf ve sessiz bir edaydı beklenti. Sana sürekli söylediğim şeyler vardı. ''Seninle aynı hissi yaşayamam. Yanına bile yaklaşamam. Ama bitene kadar yanında kalabilirim. Önemli olan bittiğinde hala orada olabilmek.'' İnsanlar beni hep aşırı duygusal birisi olarak gördüler fakat ben duygusal birisi değildim. Duygu ile aşırı duygusallık çok uzaktır. Bunları okurken belki gözlerin dolacak. Diyebileceğim tek cümle''Göz yaşlarını sil, bunar zamanın izleri'' olurdu sanırım. Yaptığım her şeyi gururumdan yaptım. Sana ulaşmadım. Merak ettim arasam mı diye düşündüğüm çok vakit oldu ama yapmadım. Sessizce kimseye zararım olmadan seni sindirdim. Ya da sindirmeye çalıştım. Bu son perdeydi, oyun yok bundan sonra. Sevgi kırıntılarıyla geldim bugünlerime. Ve ruhun yine acı içinde bunu hissedebiliyorum. Sana son kez bakmadan önce seni anlamak istedim..