18 Aralık 2018 Salı

                 Bir İnsanı Sevmekle Başlayacak Her Şey 

     Bana çok yakın birinin duvarında şöyle bir yazıyla karşılaştım ''Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.'' diye. İlk gördüğümde şaşırmıştım. Anlam verememiştim. ''Nasıl her şey başlayacak?  Ee ben çok mutluyum ki şuanda. Sevincede değişen bişey olmaz, olamaz. Çünkü ben kendimi biliyorum..'' gibi şeyler söylemiştim. Daha önce hiç sevmemiş olan halim diyor tabi bunları. Sonra birinden hoşlanmaya başladım. ''Böyle saçma duygulara yer yok bende'' diyordum. Çünkü bunlar hep bir zayıflık olarak gelmişti bana. Neyse devam edeyim hoşlanıyorum demiştim. Böyle küçük bir mesaj gelse bile merak ediyordum. Bir anda açmaya çalışıyorum. Sonra kendi kendime ''Ne yapıyorsun sen! Saçmalama küçük düşüyorsun. Sen Raifhan Güneş'sin.''diyordum. Eskiden egoist biriydim. Birazda narsist. Hiç kimsenin gidişi üzmez en fazla arınmış olurum gibi cümleler. İşte hayat hep süprizlerle doluya.Hoşlantının yerini kıskançlık almaya başladı. Kendi içimde sadece benimle konuşsun benimle ilgilensin ben olayım hayatında. Değişmeye başlamıştım ve bunu ruhum kabullendi ama bedenim kabullenemedi. Sürekli uykusuzluk ve halsizlik olaya başladı. Anlamıştım ki ruhum ve bedenim büyük bir savaş içerisindeler. Bedendim kazanırsa ruhumu kaybederdim. Eğer ruhum kazanırsa sürekli bir acı içerisinde kalacaktım. Ruhum kazanmıştı. Artık yeni Raifhan'a selam edebilirdim. Zamanla, insanlarlı kibar ve tüm naifliğimle karşılıyordum. Seviyordum ama içimi korku kaplamıştı. ''Ya bir gün giderse. Ya başkalarına seni seviyorum deyip onlara sarılırsa?'' diye. Bu düşünce içimi öyle yıpratıyordu ki..  Artık hasta ruhlu biriydim. Sonra o yazıyla tekrar karşılaştım ''Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.'' Düşündüm baya düşündüm. Yaptıklarıma baktım. Kendime baktım Nasıl bir değişime gitmişim. Gerçekten bir insanı sevmekle başlamıştı herşey.. Kendimden başka birisini düşünüyordum ve bu benim için büyük birşeydi.  Eski den egoist, narsist olan ben kibar, insanların düşüncelerine önem veren, kendinden ödün veren bir insana dönüşmüştüm...

14 Aralık 2018 Cuma

                                               Gel

  Anlatacağım o kadar şey var ki. Artık yazıyorum diyorum. Okuyanlarım elbette olur diyorum. Buda kesmiyor. İlk başlarda yazarken rahatlıyordum. İçimi boşaltıyordum kelimelerle, fark ettim ki bu da yetmez oldu bana..
 
    Nasıl bir maceranın ortasında kaldım? Kulaklarım kendi sesimi duymuyor. Sana gelirken dağları, tepeleri aştım. Ne bir an umudum gitti ne de yönümü şaşırdım. Yüzün aklıma geldikçe sapıttım. İçime oturmuş o son sözün.. Biri gider bini gelir, bini giderde biri gelmez. Bu nasıl bir çelişkidir? Diyorsun ki hep acıklı şeyler yazıyorsun. Acıyı seviyorum, damak tadım böyle.  Acı dil genellikle tatlı şeyler söyler. Boşluğunu doldurmadım, daha da yer açtım. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadım o anı. Bir ayrılık hikayesi anlatıp duruyorsun. Aşkı kendi kendine unutturmuşsun. Bana bakıp ''aşık olmuş'' deyip geçiyorsun ama görmüyorsun. Evet bakıyorsun ama görmüyorsun. Sana aşkı hatırlatmaya çalışıyorum.

Sen yatağıma gelen sabah kahvaltım,
Sen yüzümü sildiğim havlu, gönül evimde avlu.
Gel, bağrına bassın seni kuytularım,
Gelişin darmadağın etsin uykuları.
Gel, peşime düşşün senin uykuların.
Seninle her kalabalık kuytu kalır.
Gel, gece olsun güneş yerin dibine batsın!
Sen ecel oldun, böyleyken yaşamak tatsız.

Gel, çöllerden okyanuslara dönsün bahtım.
Gel otur ihtişamlı görünsün gönlümün tahtı.
Sana gel diyorum, gelmiyorum.
Unuttum zamanla sana gelen o yolu.
Sana gelemiyorum ki, sana gel diyorum
Ben artık anca sana gelen o yolum..
                                          Orhan Gül

10 Aralık 2018 Pazartesi

                               Kahve Kokulu Kitaplar

   Kalbim ilk seninle atmaya başladı, söyleyemedim sana.  Belki de ondandır bu içimin yanışı. Belki de ondandır silüetinin her gece yatarken gözümün önünde belirmesi. Hoş değil mi, yapayalnız? Saklanmak için bir yere ihtiyacım var. Ama yakınlarda bir tane bile bulamıyorum. Seni hatırlatan 2 koku var. Kahve ve kitap kokusu. Hiç birlikte kitap okumadık. Hala anlamış değilim. Sayfaları çevirdikçe dalgalanan o koku. 2 çay kaşığı kahve ile 3 çay kaşığı süt tozunun sıcak suyla karışırken çıkan kahve kokusundan bahsediyorum. O koku he zaman senin mutfak tezgahına yaslanmış bir şekilde elinde kahveni yudumlarken bana gülümsemeni anımsatıyor. Anımsatıyor derken 2 saniyeliğine aklımın içinde bir yerlerde canlanıyor. Bakıyorum öyle. Bu çok garip gelmeye başladı bana. Tanıyamıyorum kendimi. Çok fazla anı biriktirdim seninle ilgili. Bir kaçı hayal sanırım bunların. Hayallerimi anı olarak kaydedecek kadar sevmişim seni haberim yoktu. Düşünüyorumda ya seni beklemeyi sevmişsem? Ya bir gün birlikte olursak seni sevmekten vazgeçersem. Ama düşük bir ihtimal bu çok ama çok düşük.. Hayalleri anı olarak kaydedecek kadar hasta ruhlu biri sevmeken vazgeçer mi?

      Sanırım sana aşık olmuşum zamanla. Uzun zamandır buna anlam veremiyordum. Çok sık geliyorsun aklıma. Sabah uyandığımda sanki sen varmışcasına yastığa sarılırken buluyorum kendimi. Öyle özledim ki bana bişeyler anlatmanı.. Arasana okuduğunda konuşalım uzun uzun...

  Sessiz Eda Bazen düşünüyorum, anılarım geçiyor gözümün önünden, fakat eskisi kadar iyi hatırlayamıyorum. Sanırım iyi kötü ne varsa hepsini...