Kayıp
Günlüklerime bakıyorum. Seninle başlamışım günlük tutmaya. İlk uzaktan gördüğüm tarihi not etmekle başlamışım yazmaya. ''Aynı kalpler ama farklı yerler. Ruhun birlikteliği mesafeyi hiçe sayarak doğan duygular. Belki karşılaşacağız bir yerde belki de buluşacağız bir yerde.'' demişim. Aslında o gün anlamışım karanlıkta kaybolacağımı. Sonra kalp yapmışım çirkin yazımla içine baş harfini kazımışım kırmızı bi damla. Kalbimin delineceğini işte o günlerde anlamışım. Artık kelimeler dökülmüyor parmaklarımdan. Sevgilim benim. Olmayan sevgilim. Yoksun artık uyuduğum yastıkta. Sanırım kısa zaman içinde fazla sevmiştim. Normalden çok çok daha fazla. Senden önce düşünmeyi severdim odamda oturup akvaryumun ışığını açıp hayatımı sorgulardım. Hatırlarsın bunu sana da söylemiştim. Ve seninde yapmanı istemiştim. Artık bunu yapamıyorum. Ne zaman odama geçip o ışığı açsam sen bana sesleniyorsun. ''Seni çok seviyorum'' diye ve sesin doluyor odama yankılanıyor sürekli, tabi o kahverengi gözlerin içten güldüğü biraz kısık bir şekilde.. Artık düşünemiyorum sorgulayamıyorum hayatımı. Ama artık düşünmediğim başka şeylerde var. Mesela ''Uyudu mu acaba?'' diye düşünmüyorum artık, ya da ''Ne yapıyor acaba?''. Her zaman bir umut vardır derdim. Meğer umut bir hançerin sivri yanaklarına saplıymış. İnsan aşık olunca yitirir ya beynini kalbiyle düşünür. İşte o kalp görmemiş hançer olduğunu. Her seferinde uzanmaya çalıştıkça yırtmış parçalamış. Kendimi avuttum hep. Hep seni yazdım kadın ve buna sanat dedim. Sanki gittiğinden bu yana hiç geçmedi zaman. Sanırım yalnızlığa alıştık diye hiç geriye dönmedik. Sanki gök yüzünden yıldızları toplamış birisi. Sana yazdığım her yazı sanki yüreği sonsuz bir yazı. Sana yolladığım son yazıyı ciğerlerime saçtım. Küllerinden doğdu acım. Komalardan çıkıp sevmiştim. Güzelce gittin. Sahi ne güzel gittin. Ne bir gün üzdüm seni ne bir gün kırdım. Bugün kızgınım sana ve kırgın.
13 Aralık 2017 Çarşamba
7 Aralık 2017 Perşembe
Affetmek
Bir kadın geçiyor içimden. Elleri saçlarında, adımları güçlü ve sakin, içime işleyen bir kadın. En büyük mücevheri dudağının kenarı taktığı gülümsemesiydi benim için. Ve elinden her an düşmeye hazır son sigarası. Ona baktığım her vakit tazeleniyordum. Kusursuz bir cinayet gibi..
Çünkü affetmek bir erdemdir. Ben hayatım boyunca affettim. Bazıları aptal diyor, bazıları saf, salak.. Bazen bende diyorum kendi kendime. Aldatıldım, affettim, dayak yedim, affettim, dost kazığı yedim, affettim, bırakıp gittiler, affettim, terk ettiler yine affettim. Ama neyi affettiğimi asla unutmadım. yeri gelince hep suratlarına vurdum. Nede olsa affetmenin bir şekli olmalı değil mi? Kimileri affedince her şeyi unutur. Özeniyorum onlara. Onlar unutuyor ama ben unutamıyorum. Affediyorum evet ama bana yaşatılanlar bir hastalık gibi beynimi kemirmeye devam ediyor.
Önce terk ediyor ve gidiyor diyelim. Sonra geri geliyor. Kıyamıyorum ''tamam, tekrar barışalım'' diyorum. Ama beynimde, beynimin içinde suratına avazım çıktığı kadar bağırıyorum.
''Yine gideceksin değil mi? Yine olmuyor diyeceksin'' diye. Bir süre sonra da kendimi bir güvenlik duvarının içine kilitliyorum. Herkes, her an gidebilirmiş gibi yaşamaya başlıyorum. Gidiyorlar yine. Giderler çünkü.
Yaşadıklarım geçiyor gözümün önünden bir bir.
''Ne hale geldin be oğlum?'' diyorum kendi kendime. ''Ağladın, eve geldin ev bomboş, balkona çıktın ama yine de nefes alamadın, başka bir odaya gittin duramadın, kokusu hapsolmuş orada. Koca evde koca hayatta kendini koyacak bir yer bulamadın..''
Kısacası,
''Mahvoldun be oğlum, yazık ettin kendine'' diyorum.
Öyle boş boş bakma kendine aynalarda, toparla kendini. Biliyorum zor bir adım atacaksın. Yeniden başlayacaksın. Bir gün silkelenip, kendine gelirsin.
Aradan zaman geçer tam iyiyim dersin aklına bir şey gelmez.
Bir gece çıkıp gelir.geçtiğin yollara geri gelirsin. ''Özledim seni'' der gözlerine dalar gidersin. Gülümsersin. Her şeyi unutursun yine. Sil baştan başa dönersin.
Yine her şeyi olduğu koyamazsın eski yerine. bir kere gideni olduğu gibi geri getiremezsin.
Bakıyorum da şimdi, sanki o eskisi gibi kokmuyor artık. Gülüyor ama bilmiyorum, eskisi gibi gülmüyor ya da gülüşü aynı ama içimde o güzel duyguları uyandırmıyor.
Bir kere giden, gidebilen, sonsuza dek gitmemiş midir zaten?
Bir kadın geçiyor içimden. Elleri saçlarında, adımları güçlü ve sakin, içime işleyen bir kadın. En büyük mücevheri dudağının kenarı taktığı gülümsemesiydi benim için. Ve elinden her an düşmeye hazır son sigarası. Ona baktığım her vakit tazeleniyordum. Kusursuz bir cinayet gibi..
Çünkü affetmek bir erdemdir. Ben hayatım boyunca affettim. Bazıları aptal diyor, bazıları saf, salak.. Bazen bende diyorum kendi kendime. Aldatıldım, affettim, dayak yedim, affettim, dost kazığı yedim, affettim, bırakıp gittiler, affettim, terk ettiler yine affettim. Ama neyi affettiğimi asla unutmadım. yeri gelince hep suratlarına vurdum. Nede olsa affetmenin bir şekli olmalı değil mi? Kimileri affedince her şeyi unutur. Özeniyorum onlara. Onlar unutuyor ama ben unutamıyorum. Affediyorum evet ama bana yaşatılanlar bir hastalık gibi beynimi kemirmeye devam ediyor.
Önce terk ediyor ve gidiyor diyelim. Sonra geri geliyor. Kıyamıyorum ''tamam, tekrar barışalım'' diyorum. Ama beynimde, beynimin içinde suratına avazım çıktığı kadar bağırıyorum.
''Yine gideceksin değil mi? Yine olmuyor diyeceksin'' diye. Bir süre sonra da kendimi bir güvenlik duvarının içine kilitliyorum. Herkes, her an gidebilirmiş gibi yaşamaya başlıyorum. Gidiyorlar yine. Giderler çünkü.
Yaşadıklarım geçiyor gözümün önünden bir bir.
''Ne hale geldin be oğlum?'' diyorum kendi kendime. ''Ağladın, eve geldin ev bomboş, balkona çıktın ama yine de nefes alamadın, başka bir odaya gittin duramadın, kokusu hapsolmuş orada. Koca evde koca hayatta kendini koyacak bir yer bulamadın..''
Kısacası,
''Mahvoldun be oğlum, yazık ettin kendine'' diyorum.
Öyle boş boş bakma kendine aynalarda, toparla kendini. Biliyorum zor bir adım atacaksın. Yeniden başlayacaksın. Bir gün silkelenip, kendine gelirsin.
Aradan zaman geçer tam iyiyim dersin aklına bir şey gelmez.
Bir gece çıkıp gelir.geçtiğin yollara geri gelirsin. ''Özledim seni'' der gözlerine dalar gidersin. Gülümsersin. Her şeyi unutursun yine. Sil baştan başa dönersin.
Yine her şeyi olduğu koyamazsın eski yerine. bir kere gideni olduğu gibi geri getiremezsin.
Bakıyorum da şimdi, sanki o eskisi gibi kokmuyor artık. Gülüyor ama bilmiyorum, eskisi gibi gülmüyor ya da gülüşü aynı ama içimde o güzel duyguları uyandırmıyor.
Bir kere giden, gidebilen, sonsuza dek gitmemiş midir zaten?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sessiz Eda Bazen düşünüyorum, anılarım geçiyor gözümün önünden, fakat eskisi kadar iyi hatırlayamıyorum. Sanırım iyi kötü ne varsa hepsini...
-
Mavi Çiçek Sakallarımın yanak kısmı güneşte kızıl oluyor. Ve ben buna "o kısımları ateş öptü."...
-
Erdoğan, Özgür, Furkan, Emre'ye selam olsun. Herkesin kendine benimsediği bir dost vardır. Diyeceksiniz ki bir diyorsun dört kişinin i...