9 Ekim 2019 Çarşamba

                                             Yarım

  Küçük bir çocuk vardı. Saf bir sevgi ile yaşayan. Sevgisinin karşıdakine de kendine de yeteceğini sanan. Her zaman güzel kelimelerle onun hayatını süslemeye çalışan. Mutlu etmeye çalışan.. Çünkü geçmişi getirmişti onu bu hale. Her gün kabuslar görmekten korktuğu için uyumamaya çalışıyordu. Bazen geceleri ağlarken görüyordum onu. Bazende balkonunda sigara içerken derin düşüncelere dalarken.  İzliyorum o çocuğu. İzliyorum ve gülümsüyorum. Uzun zamandır hayatında kimse yoktu onun ve gözleri gülüyordu en ufak bir umut kırıntısına. Bunu anlatmak istesede anlatamıyordu. Geçmişinden bahsedemiyordu. Boğazında düğümleniyordu herşey, sesi titriyordu. 2.5 sene koskoca 2.5 sene olmuştu hayatına kimseyi almayalı. Tabi hevesli oluyor bazen o umut kırıntılarını bulunca. Heyecanlanıyor ve berbat etme korkusundan bişey yapamıyor. ''Yaşıyorken sana olabildiğince sarılmak istiyorum.'' diyen kişiyi düşünüyordu. Aklına ''Vakit varken tomurcukları topla, zaman hala akıp geçiyor. Bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir.'' cümlesinini kurduğu zaman geliyordu. Nasıl bu hale geldiğini düşünüyordu.

   Konu ben değilmişim, sorun bende değilmiş. Sen beni sevmiyormuşsun. Sevgim ikimizede yeter sanıyordum. Meğer sadece sana yetiyormuş, ben yarım kalıyormuşum..
                             https://www.youtube.com/watch?v=Lf8WnYc28DU

9 Eylül 2019 Pazartesi

                                         Sessizliğe Ağıt

   Sevgisizlik, hissizlik. Uzun zaman oldu. Çok uzun zaman. Bir sağa bir sola yalpalayıp durdu. O ne olmuştu , kim olmuştu? Hayatı her şekilde değerlendiren, yüzü hep gülen birisi vardı. Zamanla değişti bu cocuk. Değiştirdiler. Herkesi mutlu edemeyeceğini anladı bu cocuk. Patronun köle gibi çalışmanı ister. Ailen, onların istediği gibi biri olmanı.. Arkadaşların içten içe başarısız olmanı.. Sevgilin ise sürekli değişmeni ister. Kimse olduğun gibi görmek istemez seni. Herkes kendi icat ettiği gibi bakar sana. Sonuç olarak bambaşka bir insan olursun. Ve hayatı evden çıkmak istemeyen, yüzü pek gülmeyen birisi olursun. Öylece ölümü beklersin. Ölüm daha yakın gelir, bir dost gibi görünmeye başlar. Ta ki tüm bunları tek bir cümleyle unutturacak birisi gelene kadar.

    Yakın bir tarihte, ölüm hakkında konuşuyor iken şöyle bir cümle söylemişti. '' Çok garip ya birinin ölmesi. Yaşıyorken sana olabildiğince sarılmak istiyorum.'' İlk defa böyle bir şey söylenmişti bana ve nasıl tepki vereceğimi bilmiyordum. Heyecanlanmıştım. Ve ''o kadar duygulu bir cümlemiydi söylediğim, sadece içimden geçeni söylemiştim.'' diye devam etti masumca. Onu izlemekten başka bişey yapamamıştım. Sadece büyük kahverengi gözlerine bakıyordum. Hareketleri doğaçlama çalınan piyano kadar anlamlıydı. Bakışlarında duygu vardı. Bu yaşamak için bir sebep mi yoksa ölmek için bir  sebep mi? Bunu asla anlayamayacağım sanırım..

2 Eylül 2019 Pazartesi

                                             Kayıp 

  Yaşadığım hisler öyle karmaşık ki. Doğru kelimelerle anlatabilir miyim bilmiyorum. İnsanlar tuhaf yaratıklardır. Tamamen arzularıyla hareket ederler ve kişilikleri, çektikleri acılarla şekillenir. Acılarını bastırmak isteseler de, arzularını susturmak isteler de kendilerini sonsuza dek duygularının esiri olmaktan kurtaramazlar. İçlerinde ki fırtına koptukça huzuru bulamazlar. Yaşarken ve öldükten sonrada. Ben öldüm diyorum. Öldüm. Ama yaşamaya devam ediyorum diyorum. Kimseye dinletemiyorum. Dinlemiyorlar. Kimse beni dinlemiyor. Sorulan en güzel soru ''Kedileri neden bu kadar çok seviyorsun?'' İnsanları tanıyordum çünkü. Bir kere küçükken benim hevesim kırılmıştı, kırık çıkıçıya götürdüler yinede bir türlü düzelmedi. Hevesim yanlış kaynadı. Hayatım boyunca yanlış şeylere heves ettim. Ve o yanlış şeyler beni yaşarken öldürdü her seferinde. Bir deli hasret almış başını gidiyor. Ne buna engel olabiliyorum ne de bununla yaşaya biliyorum.

    Şöyle geçmişime bakıyorumda ne kadar masummuşsun. Sen eskiden güzel bakardın gözlerime. Sen eskiden anardın beni her kurduğun cümlede. Sen beni severdin eskiden. Sen beni duyardın eskiden. Sesini duymaya ihtiyacım var..

17 Ağustos 2019 Cumartesi

                                    Sessiz Ve Yalnız

  Düş kırıklıklarım sonucu ruhum yorgundur. Bezan tercih etmen gerekir bilmemeyi bilmeye.  El değmemiş hayallerimin ortasında duran serseri. Cesaretimi topladım konuşacaktım seninle. Ama uzaklaşmaya başladın. Hiç bir şey anlamadım. Gözlernin sığacağı kadar aralık kapım. Ellerin gül kokuyor ama sen diken satıyorsun. Hayır ağlamıyorum üstüme yağmur yağdı. Çok tedirginim çünkü çok soğuksun. Gülümsemene hasret kaldım. Boşuna beklemiş gibi hissettim. Bir sokak kedisi buldum ona sarıldım, ağladım. Beni üzmeden söylemeye çalıştıklarının hepsi yüzümü mosmor eden sert tokat. Yıllar sonra içimi açtığım birisi oldu. Nasıl davranacağımı unutmuşum. Seni bulmak için her belayla uğraştım. Yokluğun varlığımı kanattı. Yalnız geçirdiğim 3 yılda öğrendiğim çok şey oldu. Derin bir denizin dibine çökmiş gibidir aşk. Hazineyi alayım derken birden av olursun. Bir kalp ve diğeri hükmeden.
   
      Öyle ki sorunun ne olduğunu bilmiyorum herkesin geçmişte izleri vardır. Birden fazladır hatta. Seçimleri yaptığım gibi sonuçlarıylada yaşamayı öğrendim. Beni hayatında isteyip istemediğini bilmeyen birisi. Deliydim artık değilim onun için bunu anlayabiliyorum. Ne soğuk davrana biliyorum nede yakın. Onun için sürem dolmuş gibi geliyor bana..

11 Ağustos 2019 Pazar

                           Sokak Lambası

  Bir kaldırımda sokak lambasının altına oturmuş seni düşünüyorum. İnce uzun parmaklarını sakallarımın arasında gezdirdiğini düşünüyorum. Gezdirirken parmak uçlarını öptüğümü düşünüyorum. Gözlerinin içine bakıyorum. Küçük kısılmış kahverengi gözlerinin. Ve sen gülümseyerek ''sen delisin'' diyorsun bana. O narin kalbine bakıyorum her an kırılmaya hazır. Asla o kalbine sarılmama izin vermeyeceksin biliyorum ama o kalbi koruyabilirim bunu biliyorum. Ben olduğum sürece kimse kıramayacak kalbini. Kuş kafesinden çıkmaya çalışan kuş kadar narin. Uzun zamandır kayıp olan bişeyleri bulmuş gibi sanki. Bunu anlatabileceğim kelimeleri bulamıyorum. Sadece uzaklarda çok uzaklarda çizili anılarım. Yazıp yazıp sildiğim çok oldu. Ve yazıp yazıp sileceğimde çok olacak. Bir sürü renge inat olabildiğince koyuyum. 

10 Haziran 2019 Pazartesi

                                       Karasızlık

  İlişkiden sonra ki yaşanan en berbat hislerden birisi. Dünyanın en iyi insanı olsada, en tatlı insanı olsada bir tutarsızlık oluyor. Her şey yolunda gidiyor aslında. Ama sen öyle hissetmiyorsun. Sanki yine aynı şekilde olacak gibi. Beynini kemiriyor bu düşünce. Ama aslında nasılda güzel anlaşıyorsunuzdur. Birbirinizin kelimelerini tamamlayıp sürekli gülüyorsunuzdur. Sesiniz birbirinize çok iyi geliyordur. Ama istemsiz bir şekilde ön yargı ile yaklaşırsın. Beyninin bir oyunu sadece. Güvenlik duvarı kuruyor, kendini orada yalnızlığa hapsediyor. Yol arkadaşını kabul etmiyor. Kendiside biliyor sadece alışkanlık olduğunu. Ama bilmiyor ki kabul etse neler yaşayıp hissedeceğini. Yollarına kuşlar koyup, çilek bahçelerinde gezecektin belki bunu bilemezsin. Bütün hislerimizi yumruk kadar kalbe sığdırıyoruz. Çok garip değil mi?.

   Ben neyim bebeğim? Kulağında ki bir fısıltı mı? Çantada keklik mi? Korktuğun erkek mi? Ya da en büyük hatan?.  Kalbine doğru giderken bozduğum her yeminin bir bedeli oluyor. Beni tanımana izin verdim beni görmene, sana nadir bir hediye verdim. Dönüşme sakın renksiz bir hayalete, çünkü hayatın en güzel resmi senin içinde.
                                                                         Beni anlamak istiyorsan seni nasıl anlattığıma bak.

26 Mayıs 2019 Pazar

                               Mavi Çiçek 

Sakallarımın yanak kısmı güneşte kızıl oluyor. Ve ben buna "o kısımları ateş öptü." dediğimde sesli bir gülüş atmıştın. Hoşuma gitmişti seni güldürmek, gülümsetmek yüzünde tebessüm bırakmak. Ama daha seni görmedim bile, hiç mavi çiçek görmediğim gibi. Hiç görmediğim gamzeni düşünüyordum, mavi çiçeğin yaprak şekillerini düşündüğüm gibi. Sessiz yıllar. Umutsuzca geçen sessiz yıllar. Hayata göre ben, unutulmuş gibi görünüyorum. Göz yaşlarım boşa gitmedi, sadece geçmiş için üzütülüyüm. Her ne kadar kaderimin gelmesini istesemde, düşüyorum. Gözden kayboluyordum.
    Ta ki sen gelene kadar tekrar kendimi birisi gibi hissettim. Tüm o naifliginle, kibarliginla konuşuyordun. Kırmamak için çok çaba sarfediyor gibiydin. Rüyamda seni yürürken gördüm. Arkadaşlarınla neşeli neşeli konuşurken. Evet sendin o. Sesinden anladım. Sen bilmesende, ben biliyordum. Şuan ne düşündüğünü merak ediyorum. En derin kuşkularında bile, her şeyi yerine oturttun mu?
    Eğer birisi seni incitirse kavga etmek isterim ama ellerim kırıldı birçok kez. Bende sesimi kullanacağım, lanet bir şekilde kabalaşacağım. Kelimeler her zaman kazanır, ama biliyorum ki ben kaybedeceğim. Çünkü hiç konuşmayı beceremedim.

10 Mayıs 2019 Cuma

                                      Unutuyorum..

   İzin ver son kez göreyim seni, gözlerine dalıp gideyim son birkez uzaklara. Hatırlamakta zorluk çekiyorum. Sanki hepsi bir rüya gibi geliyor yada hayal. Gerçi hayallerimi anı olarak kaydedecek kadar çok sevmiştim seni. Uzun zaman oldu seni anlatmayalı, çok uzun.. Sanırım seninle olan anılarım silinmeye başlamıştı. Sevdiğim şeyleri unutmaya başlamıştım. Hatırlıyorumda kimseye haber vermeden yanına gelmiştim. Sana sürpriz yapmıştım. O akşam beni görünce gözlerinde ki kızgınlık ve şaşkınlığı hatırlıyorum. Ama o an ki hislerimi hatırlayamıyorum artık. Seninle olan komik anılarımı, gülüşünü, sakallarımla oynayışını hatırlıyorum ama nasıl hissettiğimi hatırlamıyorum. Çabalıyorum, uğraşıyorum hatırlamak için ama yapamıyorum sanki hiç hisssetmemeşim gibi. İzin ver son birkez öpeyim dudaklarından, sevdiğim şeyleri unutmak üzereyim..

16 Mart 2019 Cumartesi

                                         Unutmak

  Ben ne olmuştum? Kim olmuştum? Artık korkar olmuştum birine bişeyler hissetmekten. Sende görmüştüm ilk sevgiyi. Nasılda güzel geliyordun bana. Seninle iken hiç bir olumsuzluk yok gibiydi. Geceleri gözlerimden akan yaşlar mutluluk yaşlarıydı o zamanlar. Hatırlıyorumda  nasıl mutlu edebilirim diye çok düşünüyordum. Sürekli kafam doluydu nasıl daha fazla mutlu olabilirsin diye. Şimdi ise korkuyorum birilerine bişeyler hissetmekten, güldürürmüyüm, bıktırırmıyım diye düşünüyorum. Ürkek bir serçe gibi yaklaşıyorum en ufak bir şeyde artık konuşmayız diye düşünüyorum. Ben sevmeyi unuttum. Birini nasıl kırmadan incitmeden sevebileceğimi unuttum. Garip bişey bu. İnsan sevmeyi nasıl unutur? Cevabını vereyim ''korkarak''. Korkusuzca sevmeyi unuttum..

25 Ocak 2019 Cuma

                                           Bensiz         

Her yerim acıyor, her geçen gün gözlerimin içinde büyütüyorum seni. Kımıldamadan duruyoruz zamanın içinde. Yan yana emekliyoruz bu sonsuz merhamet yolunda.

   Son sigarasını içiyordu. ''Neredeydin?'' dedim, ''Hiç birşey sorma'' dedi. Neredeydin? Herşey paramparça olurken bütün günlerim telefon başında geçti. Hiç çalmadı. Tek ihtiyacım bir çağrıydı. Hiç çalmadı. Sadece gözlerine bir bakış, bir bakış ve ben ağlıyorum. Çünkü çok güzelsin. Sadece bir öpücük ve ben yaşıyorum, sanki gençlik pınarının suyu dudaklarımı ıslatmış gibi.  Ve bir öpücük ölmeye hazırım. Sadece bir dokunuş ben yanıyorum, bir dokunuş ben ağlıyorum. Çünkü çok güzelsin. Bir sebep arıyorum zaman neden geçip gidiyor? Ölü ışıkların bahçesinde yürüyorum ve attığım her adımda kendimi daha az tanıyorum. Kalbine doğru giderken bozduğum her yeminin bir bedeli oluyor. Ve harcadığım sayısız zaman, bağışlanmak için. Ama birşey fark ettim güzelliğin hakkında. Sen bensiz çok güzelsin..
   
             Bizler çok genciz. Ama şimdiden bu dünyadan kaçmayı düşünüyoruz. Ve bu anın gelmesi için uzun zaman bekledim. Aşk kalplerin cenaze töreni derler. Ölümde birlikte olmak için çok arzuluyum..

19 Ocak 2019 Cumartesi

                                        ''Çirkinsin''    

 Tek istediğim burada anlatabileceğim birisinin olmasıydı. Ve işte yine tüm yalnızlığımla yazıyorum. Kimisi garipseyecek kimisi gülüp geçecek. Ama öyle düşünen herkes için üzülüyorum. Sırf sakallarımı kestim diye insanlardan öyle cümleler duydum ki..
 
    Özetle çirkinsin dediler. Sevilmeye değer uzun kirpiklerim yok. Saatlerce bakılabilecek güzel gözlerim yok. Bebek gibi pürüzsüz narin bir cildim yok. Sırma gibi uzun saçlarım yok. Kaslı, selvi gibi uzun boylu olan erkeklerden de değilim. Burnum küçük kibar bir yapıya sahip değil. Dudaklarım dolgun değil. Belki özel yeteneklerimde yok. Ama senin bu dediğin ''çirkinsin'' kelimesi ile kalp kırabileceğinin, dışlanmış hissedileceğinin, değersiz hissedileceğinin farkındayım. En azından sen bunun farkında değilsin. Belki güzelsin. Ama bu seni insan yapmaz, duygulu, düşünceli birisi yapmaz. Bende mükemmel bir insan değilim, bunu da iddia etmiyorum. Bırak çirkin olayım ama düşüncesiz, kendini beğenmiş olmayayım. Bırak güzel gözlerim olmasın, çevremde ki kalbi güzel insanları, masum hayvanları göremeyeceksem. Bırak pürüzsüz bir cildim olmasın, insanlara iki yüzlü olacaksam. Bırak dolgun dudaklarım olmasın, kalp kıran sözcükler cümleler söyleyeceksem. Eğer kalbim çirkin olacaksa, bedenimin güzel olmasına ihtiyacım yok. Senin güzel bir bedenin olabilir fakat güzel bir kalbin yok.

    Ve benim tüm bunlardan çıkardığım tek şey ise ''bir kadın için fazla güzel olmak kötüdür, mizah duygusunu ya da kişiliğinin gelişmesine engel olur''.

3 Ocak 2019 Perşembe

                                      Sen 17 Yaşımsın

  Korkutan gözleri, insan öldürmeye teşebbüs ettirecek kadar güzeldi. Özellikle sağ gözünün altında ki küçük siyah nokta.. Ve sarıya boyanmış saçları etrafa kelebekler saçıyordu. Aklıma geldiğinde hayalimde şu şekilde canlanıyor. Eli çenesinde, sağ kaşını kaldırmış, büyük gözleriyle soldan beni izliyor.. Kaldırdığı kaşına o küçük siyah nokta eşlik ediyordu. Sanki Piyano eşliğinde söylenen doğaçlama sözler kadar anlam taşıyordu. Burnunun sağ tarafında ki halkaya sigarasını tuttuğu uzun parmaklarıyla dokunuyordu. Ve içtiğinde duman dışarıya çıkıncaya kadar dudakları kasılmış bir şekilde bekliyordu. Her hareketi bir anlam taşıyordu. 17 yaşımda ki halimi hatırlıyorumda. Hareketlerimi az da olsa sana benzetiyordum. Ama işin doğrusu ben o kadar anlamlı bakmıyordum. Sanırım bu olgunlukla alakalıydı. Ses tonu çok narindi duyulması zor seslerden biriydi. Gülüşü içten geliyordu. Sanki güldüğünde etrafında ki herkes mutlu olacakmış gibi geliyordu. Yalnızlık en iyi arkadaşı olmuş, herkesle seviyeli konuşuyor gibiydi. Eski günlerden konu açtığımda ''Eskiler eskiden güzeldi'' diye bir cevapla karşılaştım. İnanabiliyor musunuz? Bu denli bir cümleyi söyleye bilmek için neler yaşayıp nelerden vazgeçmek zorunda kaldığını.. Ve işin en ilginç kısmı benim bu cümle karşısında düşüncelerimi tam ifade edemiyor olmamdı. Beni şarşırtmıştı. Çünkü her anlama gelebilirdi bu cümle..
 
      Sen o tehlike saçan gözlerinle bana baktığını düşündüğümde istediğim tek bir şey vardı. İşte orada parçalanayım. Vücudumda ki kan her tarafa saçılsın, yokluk hissiyatı içimi doldursun. Tüm o acı hiçliğe dönüşsün. Bunu ikinci defa istiyordum. İlkinde insanlığa olan hissiyatımın ne olduğunu tanımlayamadan her şey bitecek diye düşünürken, sevgi ve nefretin tam olarak sıfır olduğu noktada sona erebilmeyi isterdim. Bunları nasıl mı yazdım? Aslında hepsini öldüren güzelliği olan gözlerin söyledi...

  Sessiz Eda Bazen düşünüyorum, anılarım geçiyor gözümün önünden, fakat eskisi kadar iyi hatırlayamıyorum. Sanırım iyi kötü ne varsa hepsini...