16 Aralık 2020 Çarşamba

 Sessiz Eda

Bazen düşünüyorum, anılarım geçiyor gözümün önünden, fakat eskisi kadar iyi hatırlayamıyorum. Sanırım iyi kötü ne varsa hepsini unutmak için uğraşmamla alakalı.
  
  Bir keresinde senden önce uyanmıştım. Başımı elime yaslayıp seni izliyordum. Sanki son defa görürmüşcesine. Uyanıp küçük bir tebessüm etmiştin. Elimi elmacık kemiğinin oraya götürmüştüm.. Bir keresinde de akşam vaktiydi. Yine bir sigara yakmıştım. ''Çok sigara içiyorsun'' demiştin. Öyle bir bakıyordun ki başka şans bırakmıyordun. Sanırım bu gece kalbim yine parçalı bulutlu. Ve tekrardan memnuniyetle bu gece kalbimi senin için kıracağım. 

    İnanır mısın bilmem ama sana asla kırgın olmadım. Seni bu kadar değişmek zorunda bırakanlara kırgındım. Ama komik olan şuydu kırılmış olan sendin fakat kurtarılması gereken kişi bendim. İçinde ki saf narin ruhu hissettim her zaman. Kibar ve naif. Çok nadir zamanlarda görüyordum onları. Saf ve sessiz bir edaydı beklenti. Sana sürekli söylediğim şeyler vardı. ''Seninle aynı hissi yaşayamam. Yanına bile yaklaşamam. Ama bitene kadar yanında kalabilirim. Önemli olan bittiğinde hala orada olabilmek.'' İnsanlar beni hep aşırı duygusal birisi olarak gördüler fakat ben duygusal birisi değildim. Duygu ile aşırı duygusallık çok uzaktır. Bunları okurken belki gözlerin dolacak. Diyebileceğim tek cümle''Göz yaşlarını sil, bunar zamanın izleri'' olurdu sanırım. Yaptığım her şeyi gururumdan yaptım. Sana ulaşmadım. Merak ettim arasam mı diye düşündüğüm çok vakit oldu ama yapmadım. Sessizce kimseye zararım olmadan seni sindirdim. Ya da sindirmeye çalıştım. Bu son perdeydi, oyun yok bundan sonra. Sevgi kırıntılarıyla geldim bugünlerime. Ve ruhun yine acı içinde bunu hissedebiliyorum. Sana son kez bakmadan önce seni anlamak istedim..

15 Haziran 2020 Pazartesi

                        Başkalaşım 

Eskiden sevmenin ne demek olduğunu insanlara anlatmak yerine tüm benligimle yansitirdim. Ama artık bunun ne demek olduğunu bile bilmiyorum. Sürekli öfkeliyim. Ama çevreme değil kendime. Nasıl olduda bu kadar kalpsiz bu kadar acımasız olabildim diye. Her gün çığlıklar kopuyor icimde kimseye duyuramıyorum, gösteremiyorum. Eskiden soyledigim herşey içten gelirdi bir hevesle. Ama artık söykediklerim bana bile o kadar yapmacık o kadar yalan geliyor ki. Nasıl bu kadar değiştin diyorum kendime. Ne oldu da insanlara verdiğin değer bir anda yok oldu diye soruyorum. İç dünyam büyük bir savaşta. Bunu hissedebiliyorum. Her savaşın bir bedeli vardır. Bunun bedelini merak ediyorum. Gözlerimi kapattığımda artık sadece karanlık görüyorum. Kimsenin silueti gelmiyor. Yada hayal kuramıyorum. Kalbim artık yoruldu insanların aptal hareketlerinden, onlar yüzünden hevesleri hep yarım kaldı. Zamanla yumuşak olan kalbim ise çok katılaştı. Ruhumu boğmaya başladı. Hissedebiliyordum. Ve artık bur kalbim olsaydı seni sevebilirdim diyebiliyordum.

21 Ocak 2020 Salı

                                       Öldürmek

  Dolabıma bıraktığın büyük saç tokasını bulduğumda şok geçirmiştim. Bu bir vedaydı. Üzerine parfümünü sıkmıştın üstelik.  Beni öldürmek istemiyordun, süründürmek istiyordun. Ne yapmıştım ki sana? Ve başardın, süründüm geceleri uyuyamadım, ağladığım günlerde oldu özlemden. Ama neyi özlediğimi asla unutmadım. Sen değildin özlediğim. Seninle beraberken ki kendimi özlüyordum. Mutluluk göz yaşlarını, hevesimi, saflığımı, inancımı özlüyordum. Sırf bir selam alabilmek için yolumu uzattığım günlerde oldu, yalnız olmadığımı kendime anlata bilmem için. Kendi içimde boğuluyordum. Ve kendi içinde boğulan bir insanı kimse kurtamaz..

9 Ekim 2019 Çarşamba

                                             Yarım

  Küçük bir çocuk vardı. Saf bir sevgi ile yaşayan. Sevgisinin karşıdakine de kendine de yeteceğini sanan. Her zaman güzel kelimelerle onun hayatını süslemeye çalışan. Mutlu etmeye çalışan.. Çünkü geçmişi getirmişti onu bu hale. Her gün kabuslar görmekten korktuğu için uyumamaya çalışıyordu. Bazen geceleri ağlarken görüyordum onu. Bazende balkonunda sigara içerken derin düşüncelere dalarken.  İzliyorum o çocuğu. İzliyorum ve gülümsüyorum. Uzun zamandır hayatında kimse yoktu onun ve gözleri gülüyordu en ufak bir umut kırıntısına. Bunu anlatmak istesede anlatamıyordu. Geçmişinden bahsedemiyordu. Boğazında düğümleniyordu herşey, sesi titriyordu. 2.5 sene koskoca 2.5 sene olmuştu hayatına kimseyi almayalı. Tabi hevesli oluyor bazen o umut kırıntılarını bulunca. Heyecanlanıyor ve berbat etme korkusundan bişey yapamıyor. ''Yaşıyorken sana olabildiğince sarılmak istiyorum.'' diyen kişiyi düşünüyordu. Aklına ''Vakit varken tomurcukları topla, zaman hala akıp geçiyor. Bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir.'' cümlesinini kurduğu zaman geliyordu. Nasıl bu hale geldiğini düşünüyordu.

   Konu ben değilmişim, sorun bende değilmiş. Sen beni sevmiyormuşsun. Sevgim ikimizede yeter sanıyordum. Meğer sadece sana yetiyormuş, ben yarım kalıyormuşum..
                             https://www.youtube.com/watch?v=Lf8WnYc28DU

9 Eylül 2019 Pazartesi

                                         Sessizliğe Ağıt

   Sevgisizlik, hissizlik. Uzun zaman oldu. Çok uzun zaman. Bir sağa bir sola yalpalayıp durdu. O ne olmuştu , kim olmuştu? Hayatı her şekilde değerlendiren, yüzü hep gülen birisi vardı. Zamanla değişti bu cocuk. Değiştirdiler. Herkesi mutlu edemeyeceğini anladı bu cocuk. Patronun köle gibi çalışmanı ister. Ailen, onların istediği gibi biri olmanı.. Arkadaşların içten içe başarısız olmanı.. Sevgilin ise sürekli değişmeni ister. Kimse olduğun gibi görmek istemez seni. Herkes kendi icat ettiği gibi bakar sana. Sonuç olarak bambaşka bir insan olursun. Ve hayatı evden çıkmak istemeyen, yüzü pek gülmeyen birisi olursun. Öylece ölümü beklersin. Ölüm daha yakın gelir, bir dost gibi görünmeye başlar. Ta ki tüm bunları tek bir cümleyle unutturacak birisi gelene kadar.

    Yakın bir tarihte, ölüm hakkında konuşuyor iken şöyle bir cümle söylemişti. '' Çok garip ya birinin ölmesi. Yaşıyorken sana olabildiğince sarılmak istiyorum.'' İlk defa böyle bir şey söylenmişti bana ve nasıl tepki vereceğimi bilmiyordum. Heyecanlanmıştım. Ve ''o kadar duygulu bir cümlemiydi söylediğim, sadece içimden geçeni söylemiştim.'' diye devam etti masumca. Onu izlemekten başka bişey yapamamıştım. Sadece büyük kahverengi gözlerine bakıyordum. Hareketleri doğaçlama çalınan piyano kadar anlamlıydı. Bakışlarında duygu vardı. Bu yaşamak için bir sebep mi yoksa ölmek için bir  sebep mi? Bunu asla anlayamayacağım sanırım..

2 Eylül 2019 Pazartesi

                                             Kayıp 

  Yaşadığım hisler öyle karmaşık ki. Doğru kelimelerle anlatabilir miyim bilmiyorum. İnsanlar tuhaf yaratıklardır. Tamamen arzularıyla hareket ederler ve kişilikleri, çektikleri acılarla şekillenir. Acılarını bastırmak isteseler de, arzularını susturmak isteler de kendilerini sonsuza dek duygularının esiri olmaktan kurtaramazlar. İçlerinde ki fırtına koptukça huzuru bulamazlar. Yaşarken ve öldükten sonrada. Ben öldüm diyorum. Öldüm. Ama yaşamaya devam ediyorum diyorum. Kimseye dinletemiyorum. Dinlemiyorlar. Kimse beni dinlemiyor. Sorulan en güzel soru ''Kedileri neden bu kadar çok seviyorsun?'' İnsanları tanıyordum çünkü. Bir kere küçükken benim hevesim kırılmıştı, kırık çıkıçıya götürdüler yinede bir türlü düzelmedi. Hevesim yanlış kaynadı. Hayatım boyunca yanlış şeylere heves ettim. Ve o yanlış şeyler beni yaşarken öldürdü her seferinde. Bir deli hasret almış başını gidiyor. Ne buna engel olabiliyorum ne de bununla yaşaya biliyorum.

    Şöyle geçmişime bakıyorumda ne kadar masummuşsun. Sen eskiden güzel bakardın gözlerime. Sen eskiden anardın beni her kurduğun cümlede. Sen beni severdin eskiden. Sen beni duyardın eskiden. Sesini duymaya ihtiyacım var..

17 Ağustos 2019 Cumartesi

                                    Sessiz Ve Yalnız

  Düş kırıklıklarım sonucu ruhum yorgundur. Bezan tercih etmen gerekir bilmemeyi bilmeye.  El değmemiş hayallerimin ortasında duran serseri. Cesaretimi topladım konuşacaktım seninle. Ama uzaklaşmaya başladın. Hiç bir şey anlamadım. Gözlernin sığacağı kadar aralık kapım. Ellerin gül kokuyor ama sen diken satıyorsun. Hayır ağlamıyorum üstüme yağmur yağdı. Çok tedirginim çünkü çok soğuksun. Gülümsemene hasret kaldım. Boşuna beklemiş gibi hissettim. Bir sokak kedisi buldum ona sarıldım, ağladım. Beni üzmeden söylemeye çalıştıklarının hepsi yüzümü mosmor eden sert tokat. Yıllar sonra içimi açtığım birisi oldu. Nasıl davranacağımı unutmuşum. Seni bulmak için her belayla uğraştım. Yokluğun varlığımı kanattı. Yalnız geçirdiğim 3 yılda öğrendiğim çok şey oldu. Derin bir denizin dibine çökmiş gibidir aşk. Hazineyi alayım derken birden av olursun. Bir kalp ve diğeri hükmeden.
   
      Öyle ki sorunun ne olduğunu bilmiyorum herkesin geçmişte izleri vardır. Birden fazladır hatta. Seçimleri yaptığım gibi sonuçlarıylada yaşamayı öğrendim. Beni hayatında isteyip istemediğini bilmeyen birisi. Deliydim artık değilim onun için bunu anlayabiliyorum. Ne soğuk davrana biliyorum nede yakın. Onun için sürem dolmuş gibi geliyor bana..

11 Ağustos 2019 Pazar

                           Sokak Lambası

  Bir kaldırımda sokak lambasının altına oturmuş seni düşünüyorum. İnce uzun parmaklarını sakallarımın arasında gezdirdiğini düşünüyorum. Gezdirirken parmak uçlarını öptüğümü düşünüyorum. Gözlerinin içine bakıyorum. Küçük kısılmış kahverengi gözlerinin. Ve sen gülümseyerek ''sen delisin'' diyorsun bana. O narin kalbine bakıyorum her an kırılmaya hazır. Asla o kalbine sarılmama izin vermeyeceksin biliyorum ama o kalbi koruyabilirim bunu biliyorum. Ben olduğum sürece kimse kıramayacak kalbini. Kuş kafesinden çıkmaya çalışan kuş kadar narin. Uzun zamandır kayıp olan bişeyleri bulmuş gibi sanki. Bunu anlatabileceğim kelimeleri bulamıyorum. Sadece uzaklarda çok uzaklarda çizili anılarım. Yazıp yazıp sildiğim çok oldu. Ve yazıp yazıp sileceğimde çok olacak. Bir sürü renge inat olabildiğince koyuyum. 

10 Haziran 2019 Pazartesi

                                       Karasızlık

  İlişkiden sonra ki yaşanan en berbat hislerden birisi. Dünyanın en iyi insanı olsada, en tatlı insanı olsada bir tutarsızlık oluyor. Her şey yolunda gidiyor aslında. Ama sen öyle hissetmiyorsun. Sanki yine aynı şekilde olacak gibi. Beynini kemiriyor bu düşünce. Ama aslında nasılda güzel anlaşıyorsunuzdur. Birbirinizin kelimelerini tamamlayıp sürekli gülüyorsunuzdur. Sesiniz birbirinize çok iyi geliyordur. Ama istemsiz bir şekilde ön yargı ile yaklaşırsın. Beyninin bir oyunu sadece. Güvenlik duvarı kuruyor, kendini orada yalnızlığa hapsediyor. Yol arkadaşını kabul etmiyor. Kendiside biliyor sadece alışkanlık olduğunu. Ama bilmiyor ki kabul etse neler yaşayıp hissedeceğini. Yollarına kuşlar koyup, çilek bahçelerinde gezecektin belki bunu bilemezsin. Bütün hislerimizi yumruk kadar kalbe sığdırıyoruz. Çok garip değil mi?.

   Ben neyim bebeğim? Kulağında ki bir fısıltı mı? Çantada keklik mi? Korktuğun erkek mi? Ya da en büyük hatan?.  Kalbine doğru giderken bozduğum her yeminin bir bedeli oluyor. Beni tanımana izin verdim beni görmene, sana nadir bir hediye verdim. Dönüşme sakın renksiz bir hayalete, çünkü hayatın en güzel resmi senin içinde.
                                                                         Beni anlamak istiyorsan seni nasıl anlattığıma bak.

26 Mayıs 2019 Pazar

                               Mavi Çiçek 

Sakallarımın yanak kısmı güneşte kızıl oluyor. Ve ben buna "o kısımları ateş öptü." dediğimde sesli bir gülüş atmıştın. Hoşuma gitmişti seni güldürmek, gülümsetmek yüzünde tebessüm bırakmak. Ama daha seni görmedim bile, hiç mavi çiçek görmediğim gibi. Hiç görmediğim gamzeni düşünüyordum, mavi çiçeğin yaprak şekillerini düşündüğüm gibi. Sessiz yıllar. Umutsuzca geçen sessiz yıllar. Hayata göre ben, unutulmuş gibi görünüyorum. Göz yaşlarım boşa gitmedi, sadece geçmiş için üzütülüyüm. Her ne kadar kaderimin gelmesini istesemde, düşüyorum. Gözden kayboluyordum.
    Ta ki sen gelene kadar tekrar kendimi birisi gibi hissettim. Tüm o naifliginle, kibarliginla konuşuyordun. Kırmamak için çok çaba sarfediyor gibiydin. Rüyamda seni yürürken gördüm. Arkadaşlarınla neşeli neşeli konuşurken. Evet sendin o. Sesinden anladım. Sen bilmesende, ben biliyordum. Şuan ne düşündüğünü merak ediyorum. En derin kuşkularında bile, her şeyi yerine oturttun mu?
    Eğer birisi seni incitirse kavga etmek isterim ama ellerim kırıldı birçok kez. Bende sesimi kullanacağım, lanet bir şekilde kabalaşacağım. Kelimeler her zaman kazanır, ama biliyorum ki ben kaybedeceğim. Çünkü hiç konuşmayı beceremedim.

10 Mayıs 2019 Cuma

                                      Unutuyorum..

   İzin ver son kez göreyim seni, gözlerine dalıp gideyim son birkez uzaklara. Hatırlamakta zorluk çekiyorum. Sanki hepsi bir rüya gibi geliyor yada hayal. Gerçi hayallerimi anı olarak kaydedecek kadar çok sevmiştim seni. Uzun zaman oldu seni anlatmayalı, çok uzun.. Sanırım seninle olan anılarım silinmeye başlamıştı. Sevdiğim şeyleri unutmaya başlamıştım. Hatırlıyorumda kimseye haber vermeden yanına gelmiştim. Sana sürpriz yapmıştım. O akşam beni görünce gözlerinde ki kızgınlık ve şaşkınlığı hatırlıyorum. Ama o an ki hislerimi hatırlayamıyorum artık. Seninle olan komik anılarımı, gülüşünü, sakallarımla oynayışını hatırlıyorum ama nasıl hissettiğimi hatırlamıyorum. Çabalıyorum, uğraşıyorum hatırlamak için ama yapamıyorum sanki hiç hisssetmemeşim gibi. İzin ver son birkez öpeyim dudaklarından, sevdiğim şeyleri unutmak üzereyim..

  Sessiz Eda Bazen düşünüyorum, anılarım geçiyor gözümün önünden, fakat eskisi kadar iyi hatırlayamıyorum. Sanırım iyi kötü ne varsa hepsini...