Geç olmadan
Kimseye söylemediğim sırlarım vardı. Herkesin vardır. Ama benim ki biraz farklıydı. Bana hep kızarlardı çok hızlı gidiyorsun diye. Çok aceleye getiriyorsun diye. Bende biliyordum hızlı olduğunu. Neden hızlısın dediklerinde. Aklıma tek bir kişi geliyor. Hep o yavaştan aldığım aceleye getirmeden her şeyi zamanında yapmaya çalıştığım kişi geliyor. Ama sonra her şeyi yarım kalan.. Şöyle ki;
4 yıl önce. O zamanlar deliler gibi sevdiğim birisi var. Ama hiç belli etmiyordum sevdiğimi. Aceleye getirmiyordum hiç bir şeyi. Öyle her gün buluşmuyorduk. Özleyince buluşuyorduk. Buluştuğumuzda da film izliyorduk. 2 ay böyle devam etti. Sonra 9 Şubat 2015. Doğum günümden bir gün sonra buluştuk. Ağlıyordu. Bana sarılmıştı. İlk defa ağlarken birisi sarılmıştı. Garip olmuştum. Hemen ne olduğunu sordum. Anlattı donup kalmıştım. Hayatım da ilk defa bir çıkış yolu bulamamıştım. Doktora gitmiş. Akciğer kanseri çıkmıştı. Nasıl olduğunu bile anlamamıştı doktorlar. Düşüne bildiğim tek şey neden acele etmedim ki? Neden onu sevdiğimi daha çok söylemedim. Tek düşüne bildiğim buydu. Sonra sımsıkı sarıldım ve ağzımdan hiç bir kelime çıkmadı. Sonra ne mi oldu?
Hastaneye kaldırıldı. tedavilere başlandı. Yaklaşık 4 haftalık bir tedavi gördü. Ben her gün gidiyordum yanına. Çiçeklerle, çikolatalarla, ayıcıklarla. Geldiğim her gün beni görünce gözlerinin içi gülüyordu. Ama benim her geçen gün gözlerimde ki ışık karanlığa dönüyordu. Çünkü her geçen gün eriyip gidiyordu. Ve elimden hiç bir şey gelmiyordu. Geceleri uyuyamıyordum. Sabahlar olmuyordu. Kendimi ''Aynı Yıldızın Altında'' da ki kız gibi hissediyordum. Bir gün öleceğini biliyordum. Ya da ''İncir Reçeli'' de ki Halil Sezai gibi hissediyordum. İki filmide beraber izlemiştik. Güzel film ama abartmışlar acılarını demiştik. Ben söyliyeyim. O filmlerde anlatılanlar hiç birşey kalır. Ve o gün geldi. Hastaneye uğradım. Ailesi dışarıda ağlıyor. Hemen koşturdum İçeri girmeye çalıştım. Gözeleri kapalı öyle güzel uyuyordu ki. Ailesinden izin alıp içeriye son bir kez girdim. Son kez elini tuttum. Sıcacık olan eli buz gibiydi. Gözlerimden yaşlar akıyor ama ama sesim çıkmıyordu. Ve aklıma gelen tek şey neden daha fazla sevdiğimi söyleyip ilgilenmedim ki. Neden her gün görmek var ken özleyince görüştük ki? Çıktım hastaneden. İlk defa gidecek bir yerim yok gibi hissettim. Eve geldim. 1 Ay odamdan çıkmadım tam 1 ay. Uyuyordum sürekli rüyamda onu görüyordum. Ve bu hoşuma gidiyordu. Delirmeme az kalmıştı. Resmen ölmüştüm. Ama hala nefes alıyordum.
Bana kızıyordunuz ne bu karamsarlık içim çöktü be falan diye. Biraz mutlu şeyler paylaş oğlum ne ölüme takıntın diye. Artık biliyorsunuz. Neden bu kadar hızlı, aceleci davrandığımı. Neden bu kadar üstüne titrediğimi. Bir kere daha geç kalmak istemiyordum. Çünkü tüm bu olanlardan sonra birini sevmek sevebilmek kolay değildir. O yüzden sizler geç olmadan söyleyin sevdiğinizi.. Çünkü dünya böyle güzel olur..
https://www.youtube.com/watch?v=bsOA_SqsUj0
24 Ocak 2018 Çarşamba
13 Ocak 2018 Cumartesi
Karanlığa ışık tut
Zor oluyor. Tekrar eskisi gibi kendi halime dönmek. Bazen mutluyum. O mutlu olduğum zamanlarda dalıp gittiğim zamanlar. Bir zamanlar kollarımın arasında tutup karanlık kuytu köşelere ışık tutup oralardan geçerdik. Korkardık karanlıkta kaybolmaya. Ondandır ki ne olursa olur ayrılmazdık. Şimdi görüyorum ki yalnızlık içimizde büyük bir kara delik açmış. Çınar ağacı gibi sıcaktan korumaya çalışırken kendim yanmaya başlamışım. Ama asla şikayet etmedim bundan. Ne kadar yansam da öyle huzur dolu oluyordum ki. Çünkü bilirdim yanmaya başladığımda yüreğine su serpen nehirden bana da verirdi. Ama bir gün yandığımı belli edemedim. Güçlü gözükebilmek için Öyle olunca o da su vermedi. Öldüğü mü düşündüm. Meğer hala susuyormuşum ben bir damla bile içimde kaynamadan buharlaşacak kadar susuyormuşum. Sevginin asla bitmeyeceğine inandırdın. Değiştiğimi düşündüler hep. Ve değişeceğimi. Aslında hep o masum saf duygularla dinleyip derdini paylaşıp beraber üzülen bendim. Hala da öyleyim. Hayatım boyunca yanlış anlaşıldım. Herkes tarafından. Ve bu benim lanetim oldu. Ondan dolayı sürekli bişeyler anlatmaya çalışmam. Ondan dolayı olaylara hep at gözlüğüyle bakıyorsun demem. Ondan dolayı bu kadar seni sevmem. Ben yalnızca seni özlemedim. Ben yanyanayken sarılıp ağladığımızı özledim. Ayrılmamız gerektiğini konuşurken sarılıp ağlamamızı özledim. Ay tenli kadınım. Kanepede uyurken üşüyüp iki büklüm kalınca gece kalkıp üstümü örtüşünü özlüyorum. Delicesine gülerken gözlerimizin içine bakınca susmayı özledim. Seni anlıyordum, eskiden yaşadıklarını hatırlayınca beraber yaşıyorduk tekrardan. Ve beraber ışık tutuyorduk onlara. Yanyanayken çok güzeldi ama yanyanayken hayal kurmak daha güzeldi. 2 ayda yazdığım o kadar şey var ki. Ama hiç birini paylaşmaya gücüm yok.
Ben sanırım bizi ve seninle birlikteyken ki kendimi özlüyorum. Yeni özlemeye başlamadım tabi ki. Sürekli özledim.
Ve işte aşk ve ölüm şimdi kucaklaşıyor. Kollarını uzatamıyorsun beni sarmak için. Ve ölüm daha sıkı sarıyor..
Sevgilerle My Love
https://www.youtube.com/watch?v=CI-mSNugAfM
Zor oluyor. Tekrar eskisi gibi kendi halime dönmek. Bazen mutluyum. O mutlu olduğum zamanlarda dalıp gittiğim zamanlar. Bir zamanlar kollarımın arasında tutup karanlık kuytu köşelere ışık tutup oralardan geçerdik. Korkardık karanlıkta kaybolmaya. Ondandır ki ne olursa olur ayrılmazdık. Şimdi görüyorum ki yalnızlık içimizde büyük bir kara delik açmış. Çınar ağacı gibi sıcaktan korumaya çalışırken kendim yanmaya başlamışım. Ama asla şikayet etmedim bundan. Ne kadar yansam da öyle huzur dolu oluyordum ki. Çünkü bilirdim yanmaya başladığımda yüreğine su serpen nehirden bana da verirdi. Ama bir gün yandığımı belli edemedim. Güçlü gözükebilmek için Öyle olunca o da su vermedi. Öldüğü mü düşündüm. Meğer hala susuyormuşum ben bir damla bile içimde kaynamadan buharlaşacak kadar susuyormuşum. Sevginin asla bitmeyeceğine inandırdın. Değiştiğimi düşündüler hep. Ve değişeceğimi. Aslında hep o masum saf duygularla dinleyip derdini paylaşıp beraber üzülen bendim. Hala da öyleyim. Hayatım boyunca yanlış anlaşıldım. Herkes tarafından. Ve bu benim lanetim oldu. Ondan dolayı sürekli bişeyler anlatmaya çalışmam. Ondan dolayı olaylara hep at gözlüğüyle bakıyorsun demem. Ondan dolayı bu kadar seni sevmem. Ben yalnızca seni özlemedim. Ben yanyanayken sarılıp ağladığımızı özledim. Ayrılmamız gerektiğini konuşurken sarılıp ağlamamızı özledim. Ay tenli kadınım. Kanepede uyurken üşüyüp iki büklüm kalınca gece kalkıp üstümü örtüşünü özlüyorum. Delicesine gülerken gözlerimizin içine bakınca susmayı özledim. Seni anlıyordum, eskiden yaşadıklarını hatırlayınca beraber yaşıyorduk tekrardan. Ve beraber ışık tutuyorduk onlara. Yanyanayken çok güzeldi ama yanyanayken hayal kurmak daha güzeldi. 2 ayda yazdığım o kadar şey var ki. Ama hiç birini paylaşmaya gücüm yok.
Ben sanırım bizi ve seninle birlikteyken ki kendimi özlüyorum. Yeni özlemeye başlamadım tabi ki. Sürekli özledim.
Ve işte aşk ve ölüm şimdi kucaklaşıyor. Kollarını uzatamıyorsun beni sarmak için. Ve ölüm daha sıkı sarıyor..
Sevgilerle My Love
https://www.youtube.com/watch?v=CI-mSNugAfM
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Sessiz Eda Bazen düşünüyorum, anılarım geçiyor gözümün önünden, fakat eskisi kadar iyi hatırlayamıyorum. Sanırım iyi kötü ne varsa hepsini...
-
Mavi Çiçek Sakallarımın yanak kısmı güneşte kızıl oluyor. Ve ben buna "o kısımları ateş öptü."...
-
Erdoğan, Özgür, Furkan, Emre'ye selam olsun. Herkesin kendine benimsediği bir dost vardır. Diyeceksiniz ki bir diyorsun dört kişinin i...