24 Ocak 2018 Çarşamba

                                                                Geç olmadan
    Kimseye söylemediğim sırlarım vardı. Herkesin vardır. Ama benim ki biraz farklıydı. Bana hep kızarlardı çok hızlı gidiyorsun diye. Çok aceleye getiriyorsun diye. Bende biliyordum hızlı olduğunu. Neden hızlısın dediklerinde. Aklıma tek bir kişi geliyor. Hep o yavaştan aldığım aceleye getirmeden her şeyi zamanında yapmaya çalıştığım kişi geliyor. Ama sonra her şeyi yarım kalan.. Şöyle ki;
 4 yıl önce. O zamanlar deliler gibi sevdiğim birisi var. Ama hiç belli etmiyordum sevdiğimi. Aceleye getirmiyordum hiç bir şeyi. Öyle her gün buluşmuyorduk. Özleyince buluşuyorduk. Buluştuğumuzda da film izliyorduk. 2 ay böyle devam etti. Sonra 9 Şubat 2015. Doğum günümden bir gün sonra buluştuk. Ağlıyordu. Bana sarılmıştı. İlk defa ağlarken birisi sarılmıştı. Garip olmuştum. Hemen ne olduğunu sordum. Anlattı donup kalmıştım. Hayatım da ilk defa bir çıkış yolu bulamamıştım. Doktora gitmiş. Akciğer kanseri çıkmıştı. Nasıl olduğunu bile anlamamıştı doktorlar. Düşüne bildiğim tek şey neden acele etmedim ki? Neden onu sevdiğimi daha çok söylemedim. Tek düşüne bildiğim buydu. Sonra sımsıkı sarıldım ve ağzımdan hiç bir kelime çıkmadı. Sonra ne mi oldu?
   Hastaneye kaldırıldı. tedavilere başlandı. Yaklaşık 4 haftalık bir tedavi gördü. Ben her gün gidiyordum yanına. Çiçeklerle, çikolatalarla, ayıcıklarla. Geldiğim her gün beni görünce gözlerinin içi gülüyordu. Ama benim her geçen gün gözlerimde ki ışık karanlığa dönüyordu. Çünkü her geçen gün eriyip gidiyordu. Ve elimden hiç bir şey gelmiyordu. Geceleri uyuyamıyordum. Sabahlar olmuyordu. Kendimi ''Aynı Yıldızın Altında'' da ki kız gibi hissediyordum. Bir gün öleceğini biliyordum. Ya da ''İncir Reçeli'' de ki Halil Sezai gibi hissediyordum. İki filmide beraber izlemiştik. Güzel film ama abartmışlar acılarını demiştik. Ben söyliyeyim. O filmlerde anlatılanlar hiç birşey kalır. Ve o gün geldi. Hastaneye uğradım. Ailesi dışarıda ağlıyor. Hemen koşturdum İçeri girmeye çalıştım. Gözeleri kapalı öyle güzel uyuyordu ki. Ailesinden izin alıp içeriye son bir kez girdim. Son kez elini tuttum. Sıcacık olan eli buz gibiydi. Gözlerimden yaşlar akıyor ama ama sesim çıkmıyordu. Ve aklıma gelen tek şey neden daha fazla sevdiğimi söyleyip ilgilenmedim ki. Neden her gün görmek var ken özleyince görüştük ki? Çıktım hastaneden. İlk defa gidecek bir yerim yok gibi hissettim. Eve geldim. 1 Ay odamdan çıkmadım tam 1 ay. Uyuyordum sürekli rüyamda onu görüyordum. Ve bu hoşuma gidiyordu. Delirmeme az kalmıştı. Resmen ölmüştüm. Ama hala nefes alıyordum.

Bana kızıyordunuz ne bu karamsarlık içim çöktü be falan diye. Biraz mutlu şeyler paylaş oğlum ne ölüme takıntın diye. Artık biliyorsunuz. Neden bu kadar hızlı, aceleci davrandığımı. Neden bu kadar üstüne titrediğimi. Bir kere daha geç kalmak istemiyordum. Çünkü tüm bu olanlardan sonra birini sevmek sevebilmek kolay değildir. O yüzden sizler geç olmadan söyleyin sevdiğinizi.. Çünkü dünya böyle güzel olur..

https://www.youtube.com/watch?v=bsOA_SqsUj0

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

  Sessiz Eda Bazen düşünüyorum, anılarım geçiyor gözümün önünden, fakat eskisi kadar iyi hatırlayamıyorum. Sanırım iyi kötü ne varsa hepsini...