14 Aralık 2018 Cuma

                                               Gel

  Anlatacağım o kadar şey var ki. Artık yazıyorum diyorum. Okuyanlarım elbette olur diyorum. Buda kesmiyor. İlk başlarda yazarken rahatlıyordum. İçimi boşaltıyordum kelimelerle, fark ettim ki bu da yetmez oldu bana..
 
    Nasıl bir maceranın ortasında kaldım? Kulaklarım kendi sesimi duymuyor. Sana gelirken dağları, tepeleri aştım. Ne bir an umudum gitti ne de yönümü şaşırdım. Yüzün aklıma geldikçe sapıttım. İçime oturmuş o son sözün.. Biri gider bini gelir, bini giderde biri gelmez. Bu nasıl bir çelişkidir? Diyorsun ki hep acıklı şeyler yazıyorsun. Acıyı seviyorum, damak tadım böyle.  Acı dil genellikle tatlı şeyler söyler. Boşluğunu doldurmadım, daha da yer açtım. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadım o anı. Bir ayrılık hikayesi anlatıp duruyorsun. Aşkı kendi kendine unutturmuşsun. Bana bakıp ''aşık olmuş'' deyip geçiyorsun ama görmüyorsun. Evet bakıyorsun ama görmüyorsun. Sana aşkı hatırlatmaya çalışıyorum.

Sen yatağıma gelen sabah kahvaltım,
Sen yüzümü sildiğim havlu, gönül evimde avlu.
Gel, bağrına bassın seni kuytularım,
Gelişin darmadağın etsin uykuları.
Gel, peşime düşşün senin uykuların.
Seninle her kalabalık kuytu kalır.
Gel, gece olsun güneş yerin dibine batsın!
Sen ecel oldun, böyleyken yaşamak tatsız.

Gel, çöllerden okyanuslara dönsün bahtım.
Gel otur ihtişamlı görünsün gönlümün tahtı.
Sana gel diyorum, gelmiyorum.
Unuttum zamanla sana gelen o yolu.
Sana gelemiyorum ki, sana gel diyorum
Ben artık anca sana gelen o yolum..
                                          Orhan Gül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

  Sessiz Eda Bazen düşünüyorum, anılarım geçiyor gözümün önünden, fakat eskisi kadar iyi hatırlayamıyorum. Sanırım iyi kötü ne varsa hepsini...